Mısır’da gerçek muhalefet kim?

Shamus Cooke

A Turkish translation of Who is the Real Opposition in Egypt?

Mısır devrimi, tüm devrimlerin yaptığı gibi aşağıdan yukarıya doğru püskürdü. Emekçi ve yoksul halkı eyleme sevkeden işsizlik ve yüksek gıda fiyatlarıydı. Şimdi ise medya, Mısır’daki “muhalefet”in,  yoksul Mısır halkıyla hemen hiçbir alakası olmayan bir zenginler grubu olduğunu bildiriyor.

Devrimin tepeden aşağıya doğru kontrolünü ele almak  için , Mısır’daki 30 senelik diktatörlüğün ittifakları olan ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından mühendislik yapılıyor. Eğer bu seçkin Mısırlı grup iktidarı ele geçirirse, er geç  kendini gerçek Mısır muhalefetiyle, yani  geniş yoksul ve emekçi halk yığınlarıyla karşı karşıya bulacak.

Bu üst-tabaka muhalifler kimler? Ortadoğu gazetecisi Robert Fisk açıklıyor:

Bu muhalifler arasında, Arap Birliği genel sekreteri Amr Moussa, Başkan Barack Obama’ya akıl hocalığı da yapmış bir Mısırlı-Amerikalı olan Nobel ödülü sahibi Ahmed Zuwai, İslami konularda çalışmalar yapan yazar ve profesör Muhammed Selim Al-Awa ve Wafd partisi (küçük bir parti) başkanı Said al-Badawi yer alıyor. Heyet için diğer adaylar ise şunlar: Tanınmış zengin Kahireli işadamı Nagib Suez, Birleşmiş Milletler Mısır temsilcisi Nabil al-Arabi ve şimdi Kahire’de yaşayan kalp cerrahı Magdi Yacoub (4 Şubat 2011)”

Bu heyetin görevi ne? El-Cezire bildiriyor:

Geçtiğimiz  gece oluşan bu heyet, başkan yardımcısı Ömer Süleyman’ın (zalim bir gizli polis şefi) geçici hükümete başkanlık etmesini,  yasama organı meclisi  daha geçen sene seçilmiş olan parlamentoyu fesh ederek, erken seçim  çağrısı yapma sözü vermesini  önerdi” (4 Şubat 2011).

Peki ama bu muhalifler, Süleyman gibi bir yılanın  vereceği  “söz”e  inanacak kadar saf mı?  Namuslu  kişilerin müzakere yapabileceği bir adam mı bu?

Sorun burda yatıyor. Mısır’de hiçbir şey değişmedikçe,  Obama’nın ve diğer politikacıların görmek istediği gibi,  Mısır’da sarsıntısız “barışçıl bir geçiş” olamaz. Bunun nedeni, ülkede egemen politik güç olan Ulusal Demokratik Parti’nin (NDP),  hem kıdemli askeri yetkililer  hem de NDP içindeki çeşitli kesimleri zenginleştiren ABD dış yardım programı tarafından desteklenen Mısır’ın zengin ve muktedir kesimleriyle son derece derin bağlara sahip olmasıdır. New York Times açıklıyor:

“Devrimden sonra ordu,  uzun bir dönem boyunca hep perde arkasından idare etmeye çalıştığı politika alanında merkezi bir oyuncu sıfatıyla ortaya çıkarak, aniden ön plana fırladı. Mübarek iktidarı boyunca  40 milyar dolarlık ABD yardımından yararlanan ordunun çıkarları, askeri endüstriden yol ve konut inşası ya da tüketim ürünleri ve tatil köyü işletmeciliği gibi çeşitli işlere kadar, ekonomik hayatın  tamamına yayılıyor. Muhammed El Baradey gibi ana muhalefet liderleri bile, ordunun geçiş sürecinde anahtar bir rol oynayacağını kabullendi.”

Özetlemek gerekirse, Mısır’a ABD yardımı, diktatörlüğün ve onunla ortaklık yapan iktidar partisinin hayat kaynağı oldu;  fakat ana muhalefet liderlerinin  mevcut kukla başkanlarını görevden almak dışında, bu güçlü çıkarlara zıt düşmekte bir çıkarları yok. NDP ile müzakere masasına oturmayı planlayan muhalefet grubu bilmelidir ki,  bu partiyle ortak bir anlaşma zeminine varılması Mısır halkının büyük kesimi  için kabul edilemez olacaktır, çünkü NDP aynen sahip olduğu ayrıcalıkları ve servetini  korumaya çalışacak.

Eğer iktidar partisi olduğu gibi kalırsa, iktidar güvenlik aygıtı da aynen yerinde kalacak ve sonuçta tarihin tekerleği yine geriye doğru dönecek. Gerçek bir demokrasiye yer açılması için, diktatörlük partisinin ezilmesi ve parçalanması zorunlu. “Resmi” muhalefetin bunu yapmakta bir çıkarı yok, çünkü gerçek bir toplumsal değişim onların da işine gelmiyor.

O halde gerçek bir toplumsal değişim nasıl olmalı?  Böylesi bir değişim,  devlet tarafından işletilen sanayileri özelleştirmek,  zenginler ve şirketler yararına vergi oranlarını düşürmek ya da düzenlemeleri, sübvansiyonları  ve gümrük vergilerini kaldırmak  gibi senelerdir uygulanan serbest piyasa politikalarından keskin bir kopuşu gerektirir. Bu politikalara ihtiyaç duyanlar, IMF, Dünya Bankası  ve ABD’ye bağlı kurumlardı; tüm bu kurumlar Amerika’da olan şeyi-zengin ve yoksul arasındaki  olağanüstü uçurumu- Mısır’da da yarattı.

Mısır’ın “saygın” muhalefetinden kimse bu  politikaları ağzına almıyor, çünkü birçoğu bu politikalardan yarar sağlamakta.

Eğer Mübarek-karşıtı ama serbest piyasa yanlısı muhalefet iktidarı ele geçirirse, yukarıda andığımız sefalete yol  açan politikaların değişmesini isteyen emekçi ve yoksul  halk çoğunluğuyla doğrudan çatışmak zorunda kalacaktır.

Halkın ekonomik taleplerini dile getiren tek muhalefet grubu olarak, yeni kurulan Mısır Bağımsız Sendikalar Federasyonu görünüyor. Yeni kurulan bu sendika, “Enflasyonla orantılı senelik bir artışla en az 1200 LE’lik bir asgari ücret,  çalışma performansına göre işçilerin ikramiye ve sosyal yardım haklarının güvence altına alınması ve özellikle  iş kazalarına uğrayanlar için iş tazminatı” talepleriyle hükümete bağlı sendikadan ayrıldı.

Sendika’nın talepleri arasında şunlar da yer alıyor: “Tüm Mısır yurttaşları için sağlık hizmeti hakkı, konut hakkı ve  ‘bilimsel-teknolojik gelişmeyle uyumlu özgür bir eğitim  ve  öğretim programını hükme bağlayan’ eğitim hakkı dahil adil bir sosyal güvenlik rejimi, tüm emekliler için insanca yaşamaya yetecek emekli maaşı ve ikramiye hakları.”

Mübarek gittikten sonra Mısır’ın geleceğini belirleyecek olan bu gibi taleplerdir. Bu, Mısır’ın milyarlarca dolarlık ABD yardımıyla derinlemesine bağlantılı ekonomi politikaları dahil,  politik sisteminin tam bir dönüşümünü gerektirecek. Ayrıca  Mısır’ın yoksul ve emekçi sınıfının dost gibi davranan düşmanlarca yanlış yöne sürüklenmemek için,  taleplerine dair açık bir görüş geliştirmesi de  gerekli olacak.

Tags:

Shamus Cooke is a social service worker, trade unionist, and writer for Workers Action. He can be reached at portland@workerscompass.org