Washington’un Kışkırttığı Sahte Mezhep Savaşı

Shamus Cooke

A Turkish translation of Syria’s Fake Sectarian War.

Obama ve bölgedeki müttefikleri, isyancıları desteklemeyi bıraksalar Suriye’deki çatışma çok çabuk sona erebilir.

Suriye ve geniş Orta Doğu’nun kaderi bıçak sırtında duruyor. Batı medyası, Sünni ve Şii Müslümanlar arasında Orta Doğu’yu kan gölüne çevirecek bir mezhep savaşının her an çıkmak üzere olduğuna dair korkunç haberler veriyorlar.

Böyle bir savaş çıkacak olursa eğer, jeopolitik sebeplerle imal edilen tamamen yapay bir savaş olacaktır. Her ikisi de ABD müttefiki olan Suudi Arabistan ve Katar’daki en nüfuzlu Sünni figürler kısa bir süre önce Suriye hükümetine ve Hizbullah’a karşı cihat çağrısı yaptıklarında, açıkça amaçladıkları şey İran’ın bölgedeki en önemli müttefikini ortadan kaldırarak Suudi Arabistan’ın ve en yakın müttefiki ABD’nin dış politikada elini güçlendirmekti. Suriye’de çoğunluk olan Sünni Müslümanlar, bu çağrıya uyup kendi Şii vatandaşlarına ve Suriye hükümetine saldırmaya başlar mı dersiniz? Pek olası değil. NATO’nun Suriye’de görev yapan insani yardım çalışanlarından topladığı bilgilere göre:

“… Suriyelilerin yüzde 70’i Esed rejimini destekliyor. Yüzde 20’lik bir kesim tarafsız durumda ve geriye kalan yüzde 10 ise isyancıları destekliyor.”

Esed taraftarı olan yüzde 70’lik kesimin çoğunu Sünniler oluşturuyor. Bu veri, Suriye’de olan bitenle ilgili Batı medyasının sürekli yaptığı yok sayma ve çarpıtmaya yönelik haberlerle elbette çelişiyor. Geçen yıl Katar’ın yaptırdığı bir araştırmanın sonuçları da bu doğrultudaydı ve aynı şekilde Batı medyası bunları da görmezden gelmişti.

Yukarıdaki alıntının kaynağı aynı şekilde şu bilgileri de aktarıyor:

“Sünnilerin Esed’i sevdiği yok, ancak büyük çoğunluğu isyandan çekiliyor… geriye kalansa Katar ve Suudi Arabistan’ın desteklediği yabancı savaşçılar. Sünniler bunları Esed’den çok daha kötü görüyor.”

Suriyeli Sünniler, çok uzun bir savaş suçları listesi olan, etnik temizliğe girişen, bunun yanı sıra bir Sünni camisini bombalayıp ülkenin en önemli Sünni alimini (Ramazan el-Buti) ve camideki diğer 41 kişiyi öldürüp 84’ünü yaralayan yabancı aşırıların davranışlarından adeta iğreniyorlar. Sünni alimin öldürülme sebebi, Esed taraftarı olmasıydı.

Suudi ve Katarlı Sünni liderlerin bir süre önce yaptıkları cihat çağrıları, Suriye hükümetinin asilere karşı elde ettiği büyük galibiyetlere karşılık verme çabasından ileri geliyor. İsyancılar savaşı çok kötü bir biçimde kaybediyorlar ve bu büyük ölçüde toplum desteğini tamamen kaybetmiş olmalarından kaynaklanıyor.

Güçsüzleşen isyancıların savaş gücünü artırmak için hızlı bir şekilde harekete geçen diğer önemli destekçiler de var. El-Kaide lideri, örneğin, Suriye hükümetine karşı isyancıları desteklemeleri için Sünniler’e kısa süre önce bir çağrı yaptı. Öte taraftan, ABD’li politikacı John McCain ABD’nin isyancı tarafa desteğini pekiştirmek için isyancılarla (daha sonra terörist oldukları söylendi) buluşmak üzere Suriye’ye gitti.

Bu arada, New York Times, CIA’in Suriye’ye giden ve zaten çok büyük olan silah trafiğini iyice artıracağını duyururken, Avrupa Birliği Suriye’ye silah ambargosunu kaldırma konusunda anlaştı. Böylece çok daha fazla silah isyancılara ulaştırılabilecek.

Ve hepsinin üzerine şimdi, hem de bir BM temsilcisi tam aksini iddia etmişken Fransa Suriye hükümetinin isyancılara karşı kimyasal silah kullandığına dair kanıtı olduğunu söylüyor. İsyancılar da İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri sınırından Suriye hükümetine saldırarak Suriye’yle İsrail arasında savaş çıkarmaya çabalıyorlar.

Bir başka açıdan, Katar ve Suudi Arabistan’ın cihat yanlısı dini liderlerinin son zamanlarda yaptıkları Hizbullah karşıtı açıklamalarla büyük bir kumar oynadıklarını ve büyük ölçüde dini liderlerin desteğiyle ayakta duran kendi sallantılı rejimlerinde siyasi istikrarsızlığı tetikleme riskine girdiklerini belirtmekte de fayda var.

Hizbullah’a, 2006’da İsrail’e karşı kazandığı askeri galibiyet sebebiyle İslam dünyasında hâlâ saygı duyuluyor ve çoğu Müslüman, halkının çoğunluğu Müslüman olan Suriye’ye karşı cihada girişmek istemeyecektir. Ayrıca, Suriye hükümetine ve Hizbullah’a saldırmak İsrail ve ABD ile ittifak anlamına geleceğinden bu durum, çoğu mücahit için hiç de istenecek bir durum değildir.

Suriye’deki alev kapanının çevredeki Orta Doğu ülkelerini, Rusya ve ABD’nin de kolayca dahil olacağı çok büyük bir bölgesel savaşa sürüklemesi gerçekten olasıdır.

Başkan Obama, isyancıları desteklemeyi bıraksa ve bölgedeki ABD müttefiklerinden de aynısını talep etse Suriye’deki çatışma çok çabuk bir biçimde sona erebilir. Obama Suriye’deki durumu olduğu gibi kabul etmeli ve ülkelerinin mahvolmasını istemeyen Suriye halkının isteklerine saygı duymalıdır.

Fakat, bunun yerine ABD isyancıları daha da silahlandırmayı düşünüyor.

ABD’li Senatör John McCain, İran’ı zayıflatacaksa Suriye’nin bir aşırının eline geçmesini kabul edebileceğini söylediğinde aslında ABD’nin Suriye’ye dair gayri resmi hükümet politikasını dile getirmişti.

Bu noktada, Suriye’de iktidarın bir aşırının eline geçmesi on binlerce daha hayata, milyonlarca daha mülteciye mâl olacak ve bölgeyi birçok ülkenin taraf olacağı bir şiddet sarmalının içine sürükleyecektir.

Medya, böylesi bir soykırımın müsebbibinin bariz politik nedenler olduğunu görmezden gelerek bu durumdan İslam mezhepleri arasındaki kavgayı sorumlu tutacaktır.

Umulan odur ki, Türkiye’deki sosyal hareket, Türkiye hükümetini Batı kontrollü Suriye karşıtı ittifaktan çıkmaya zorlayacak ve diğer Orta Doğu ülkelerine de aynısını yapma imkânı sağlayacaktır.

Shamus Cooke is a social service worker, trade unionist, and writer for Workers Action. He can be reached at portland@workerscompass.org